
Dünya üzerinde istediğini yapabilecek tek canlı olmanın laneti nedir?
Çoğu zaman istediğini yapamayacak olman.
Ve çoğu zaman bunun senin isteğinle bir ilgili olmamasıdır.
Kaliteli zamanlar geçirdim.
Bir çok insana dokundum.
Bir çok insan da bana dokundu.
Mutlu anlar yaşadım.
Bazen gerçekten mutluydum.
Bazen de gerçekten mutlu.
Uzun süredir bir yazı kaleme almıyorum. Bunun getirdiği bir paslanmışlık ve yazamayışlık ilk satırlarda dikkatimi çekmeye başladı. Yakın çevremin yoğun ısrarları ve edebiyat aşıklarının aç ve ihtiyaç sahibi bakışları artık omuzlarımda taşıyamacağım bir yüke dönüştü. O yüzden çok sevdiğim bir şiirim ile giriş yaparak kendimi güvene almak, sırtımı duvara yaslamak, götümü sağlama almak istedim.
Uzun süre bir şeyi isteyince ve onu yapamayacağınızı farkedince, hayat onu sizin yerinize yapıyor.
Sizin bir yolunu bulamayacağınız ve kendi hayatınızın bile kontrolünü sağlayamayacağınızı fark eden bir sürüş hocası gibi, yan koltuktan sert ve geri dönülmez bir şekilde frene basıyor. Sizi hayatınızın ön camına bir sinek gibi yapıştırıyor.
Burada emniyet kemerinin öneminden bahsetmeden geçemeyeceğim.
Trafik kazalarının bir çoğu bu basit kural ihlalinden ötürü trajik kazalara dönüşüyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre emniyet kemeri takmak; otomobillerdeki ölümleri %45 kazaya bağlı olarak azaltırken, hafif ticari araçlarda bu koruma oranını %60’a kadar çıkarmaktadır.
Bu bilgi ne işimize yarar derseniz, sizlere atacağım sadece tek bir sözlü tokat olur.
Emniyet kemeri sadece arabada takılmaz.
Hayat denen şey tek yönlü ve 10 şeritli bir otobandır.
Bu otobanda bir çok farklı sürücü tipi bulunur.
30 ile sağ şeritten giden ılık götlüler.
Baba parası ile sol şeritten sellektör yapan bmw liler.
Her bulduğu boşluktan girmeye çalışan ve hayatın boşluklarını arayan mini cooperlı kızlar.
Motor ile sıkışık hayat trafiğinden kurtulmaya çalışan orta yaşlı adamlar.
Freni patlak kamyonlar, 9 kişiyi bir araca tıkan köy yolcuları, otostopçular
ve sadece yolda olanlar.
İşin garip tarafı şu ki, bu insanların hiçbiri aynı yere gitmiyor.
Bazıları sizinle sadece iki çıkış boyunca yan yana geliyor.
Camı açıp sigara istiyor, müziğinize laf ediyor, bir şey anlatıyor, bir şeyinizi alıyor.
Bir şey bırakıyor…
Sonra sağa dönüyorsunuz. İlk başta anlamıyorsunuz.
“Herhalde ileride tekrar birleşir yollar.”
Bazı yollar birleşmiyor.
İnsan hayatındaki büyük vedaların çoğunun veda olduğunu o an anlamıyor zaten.
Hayat spoiler vermiyor ve belki de bütün numarası bu.
Yoksa kimsenin bazı kapılardan çıkmaya cesareti olmazdı.
Ama uzun zamandır ilk defa yolun nereye çıktığından çok, yola çıkıyor olmak heyecanlandırıyor beni.
Başta bir soru sormuştum.
Dünya üzerinde istediğini yapabilecek tek canlı olmanın laneti nedir?
Çoğu zaman istediğini yapamayacak olman. Ve çoğu zaman bunun senin isteğinle bir ilgisi olmamasıdır.
Ama belki özgürlük de zaten istediğin her şeyi yapabilmek değildir.
Bazen yapamadığın şeyi bırakabilmektir.
Gitmesi gereken insanın arkasından koşmamaktır. Bitmiş bir hayatı sırf alıştın diye sürdürmemektir. Yanlış yolda olduğunu fark ettiğinde, “ama buraya kadar geldim” demeden direksiyonu kırabilmektir.
Ve bazen hiçbir bok bilmeden yola devam edebilmektir.
Benim önümde yol var ve arkamda da oldukça kalabalık bir hikâye.
İkisinden de şikâyetçi değilim.
Depoda biraz benzin var.
Emniyet kemeri takılı.
Müzik güzel.
Gerisini yolda görürüz.
Son bir şiir ile bitirmemi isteyen bazı tanımadıklarım oldu.
Onları da kırmadan yola devam edeyim.
Bir gün belki.
Ama bir gün kesin…
Bir gün neden olmasın.
Ama bir gün kesin…
Bir gün geldi mi?
Bir gün geçti…
Yorum bırakın