Her geçen gün kalplerin daha sert kırıldığı, insan ilişkilerinde minimum ihtiyaçların zar zor karşılandığı, karşılıklı sevgi saygının sınırlarının haddinden fazla giyilmiş bir don gibi şeffaflaştığı bir dönemden geçiyoruz.
Kimileri adına modern çağ diyor ama ben bu dönemin adına Kahpelik Çağı demek istiyorum.
Gerçeklik ve doğruluğun değerinin kalmadığı, insan onurunun insan hayatı kadar değersizleştiği, ortaya karakter koymak için ısrar eden insanların dışlanarak asimile edildiği kahpe bir çağ.
Gelin hep beraber insanlık tarihinde kısa bir yolculuğa çıkalım. Toplumlar, gruplar ve birlikte yaşayan insanların dünyasına gerçekçi bir bakış atalım. İnsanlar neden birlikte yaşar? Neden bazı insanlar bazı insanlarla beraberken bazıları da bazıları ile beraberdir. Kim bu bazıları ve biz hangileriyiz? İlla birileri olmak zorunda mıyız? Ne zaman hepimiz olabiliriz? Ya da Allah belanızı versin…
Aklım sorularla dolu görüyorsunuz. Konular üzerine düşünüyorum.
İnsanlar ilkel kabile dönemlerinden beri bir sürünün parçası olmayı iç güdüleri ile istemsiz olarak tercih etmiş oluşumlardır. Dış etkenler ya da iç ihtiyaçlar olsun, insan birbirine bağımlı bir noktaya konumlanmıştır. Bu bağlılık “Bir yırtıcı gelip götümü yemesin” ve “Şu kıllı şey kadın mı yaa?” basitliği ile başlayarak günümüz modern insanı ile birlikte “Öğlen ne yiyelim?” ve “Selam bıcırık bu gün çok güzelsin” seviyesine geçmiştir. Gördüğünüz gibi temelde aynı olan konular sadece şekil değiştirerek insanın kendini modern sanmasına yol açabiliyor.
Geçmişte mecburi olarak aynı mağarayı paylaşan insanlar bugün aynı mecburiyet sınırları içerisinde aynı ofisleri paylaşıyor.
Hala ana eksenimiz hayatta kalmak. Mağaralar biraz daha konforlu. Kablosuz internet ve su sebilimiz var.
Bir de yırtıcıların şekilleri biraz değişti. Ama bana kalırsa daha tehlikeli bir durumdalar.
Eskisi gibi götünü ısırtıp kurtulamıyorsun. Ömür boyunca her ay ısırıp duruyorlar. Sen de ölme ve etin taze kalsın diye seni hayatta tutuyorlar.
Neyse konumuzdan saptık.
Asıl konuya dönüyorum. Neden o mağara değil de bu mağara???
Neden burada daha iyi hissediyorum? Öfff bir önceki mağara neydi öyle be abii!!!
Doğa kanunları gibi benzer olanlar birbirini çeker, zıt olanlar ise falan falan.
İnsanlar da kendilerini yakın hissettikleri ötekiler ile biz olurlar. Sonra biz siz diye kavga çıkartırlar falan. Bu daha sonranın konusu.
İşin özü bir grubun parçası olmak günümüzde o kadar da önemli bir konu değil. Ama hala büyük bir ihtiyaç. İnsan kendi kendine duvarlara bakacak hali yok. İki benzerini görüp soru sormak cevap olmak ister. İki gülüp şakalaşmak ister. Şaka bizi birbirimize bağlar yakınlaştırır. Şakasız bir toplumda çok fena şeyler olur. Bunları 2. dünya savaşında gördük. Tekrar yaşanmaması için birlikte gülmeyi öğrenmemiz gerekli. Birlikte güldüğün insana silah çekip vuramazsın. (bazı toplumlar hariç)
Bir şeyin eşek şakası ya da aşırı ofansif uç mizah sevmesinin hoş karşılandığı bir toplum, ileri, hoş görülü, haftada en az iki defa sabunlu duş alan, sağlıklı beslenen, kegel egzersizi yapan ve mis kokan bir toplumdur. Ne mutlu o insanlara.
Şaka klasmanları ve genel komiklikleri kategorize etme üzerine daha sonra konuşuruz.
Konuyu toparlayacak olursak.
Bir yunan meyhanesinin tam ortasındayız. Saygısızlık karaflardan lıkır lıkır içiliyor. Yanında hakaret salatası ve terbiyesiz mezeler var. Ortada da modern insan. Eline topladığı kalpler ile sirtaki yapıyor.
Çat! Çat! Çat!
Biz de bu ahlaksız dansa alkış tutuyoruz…
Siz siz olun sevgili okurlar. Ya da kim olursanız olun. Kendinizi nasıl tanımlarsanız siz bilirsiniz.
Kalp kırmayın….
HADISINABISI!
aktif ve didaktik yorumlar
Posted in Uncategorized
“Kalabalıklar, Yalnızlıklar ve Sosyal Şiddet Üzerine” için bir cevap
-
Bence bu yazıda çok fazla kıssadan hisse var.Ben kendi üzerime olanı aldım umarım ibret olur insanlık tarihine..
BeğenBeğen
yaşlıkişi için bir cevap yazın Cevabı iptal et