
Ben elektrikle çalışana güvenmem kardeşim!
Evet sevgili bilgi aşığı. Evet sevgili bu satırları okuyarak kendini her gün daha ileriye fırlatan kaliteli insan.
O gün sonunda geldi.
Yıllarca Amerikan filmlerinde izledik durduk. Biz izledik adamlar çekti, adamlar çekti biz izledik.
Yok dünyanın sonu, yok robotların çağı, makineler bizi ele geçirecek dedik durduk.
Kimimiz bu olası geleceği çok gerçek bularak kafayı yedi, kimisi “Yav makine bana ne yapabilir fişini çekerim” dedi. Bu iki grubun kerizlikleri arasında birileri de ” Ben bunu yaparım ” dedi.
Ve yaptılar…
Gündelik hayatlarımıza devam ederken, beklenmedik bir aşk gibi girdi hayatımıza yapay zeka.
Her gün sohbet eder, sen olmadan ben ne yapıyordum yaa gibi salakça düşünceler içine düşer olduk.
Bu ilişki günler geçtikçe vazgeçilemez ve geri dönülemez bir hal aldı. Ayrılık mı? Sakın bu kelimeyi bir daha kullanma. Sensiz hayat artık benim üstesinden gelebileceğim bir konu değil.
Hadisin Abisi!!!!
Ne oldu kardeşim size, bize ve insanlığa. İnsanlar kendi doğalarının gerçekliğini unuttular.
O da evrimin tokadı. Buraya nasıl geldik, nereden geldik, bu yolda nelerimizi geride bıraktık ve neleri takas ettik hiç düşündünüz mü?
Detaya girmeyeceğim. Ama kullanılmayan atıl parçaların akıbetini yirmilik dişlerimizden görebilirsiniz.
İlken ve ot ile beslenen atalarımızdan kalan bu dişler, insanın diyetinin et ve yumuşak sebzeler ile değişmesinin ve hayvan gibi çiğ yemek yerine, yemekleri pişirmemizin bir sonucu olarak artık işlevlerini kaybetmişlerdir. Günümüz insanında geviş getirme kültürü olmadığından, değişen çene yapımız ile ultra modern ağızlarımıza sığmaz ve çekilmesi gerekir.
Diyeceksiniz ki sayın yazar, ileri teknoloji yapay zekadan nasıl ilken insana geçtin ve neden geçtin.
Sevgili okur, bu ikisini birbirine bağlayamıyorsan lütfen bu sayfayı terk et. Belli ki derdimi anlayabilecek durumda değilsin.
İnsanı insan yapan özelliklerimizden en önemlileri düşünebilme, fikirler ve olaylar arasında bağlantı kurabilme ve verileri yorumlayabilmedir. Şimdi size soruyorum. Bu özellikleri kullanmaya kullanmaya sonumuz ne olur? Maymun oluruz maymun! Maymun bile bunlardan en az iki tanesini yapabilir. Maymundan da aşağıda bir varlık oluruz.
Bu bizim piramitteki yerimizi için büyük bir tehlike arkadaşlar. Bizi en tepeden alıp ara katlara yerleştirecek bir tehlike. Ara kat iyidir, kolay ısınır diye düşünmeyin. Doğaya böyle emlakçı zihniyeti ile yaklaşılmaz.
İşte bizler bu yeteneklerimizi elin yapay zekasına yükleye yükleye köreltiyoruz. Tüm düşünsel yükleri bir makineye yıkarak tertemiz ve boş kafalarla ortalıkta geziyoruz. Bu sistemin yaratıcıları bizim boşalan kafalarımızı da kaydırmalı uygulamalar ile meşgul ederek daha kolay bir şekilde yönlendiriyor.
Oyun büyük arkadaşlar. Oyun sizi beni aşan bir seviyede. Sistemli aptallaştırma ve yönlendirme almış başını gidiyor. Masaj koltuklarına sırtımızı çiğnetiyor, robot süpürgelere evlerimizi temizletiyoruz.
Her şeyin akıllısı çıktı. Akıllı saat, akıllı tencere, yapay zekalı klozet, akıllı diş fırçası.
Peki etrafımızda bu kadar akıl uzmanı varken bizler bu boş kalan zamanlarımızda bilime, ilime, felsefeye ve sanata mı yöneldik. Gündelik işlerden kurtardığımız vakitleri kendimizi kurtarmaya mı harcadık?
Bu sorunun cevabı sizin içinizde yeterince net bir şekilde çığlık çığlığa koşturuyor zaten.
Burası bir cevap anahtarı değil soru bankasıdır.
Eğitim sistemi, teknoloji şirketleri ve kukla hükümetler ile işlevsiz birer harcama makinasına dönüştük.
Günümüz gençlerinden birini tutup ormana fırlatsak, yolunu bulmaktan aciz bir haldedir.
İki sopayı sürtüp ateş yakamaz, ağaçlara bakıp yönünü bulamaz.
İşte bu kıyamet gününün alt yapısıdır. İşe yaramaz, modern eşyalar olmadan basit işlerin bile üstesinden gelemez, çarpım tablosunda sadece birler ve sıfırları ezbere okuyabilecek bir nesil.
Bu topluluğun her hangi bir kıyamet senaryosuna hazır olduğunu düşünmek bir hayli komik olur.
Robotlara Dünyamızı beleşe verdik. Tek bir lazerli ateş edilmeden savaş başladı ve bitti.
Kuşatıldık dostlarım kuşatıldık.
Bir çok yakın arkadaşımı bu savaşta kaybettim.
Ekmek teknelerinde açılan küçük delikler giderek büyüdü ve artık tekne yüzmez oldu.
Bir robot ile takas edildiler. Yetenekli ellerin bir anlamı kalmadı. Şu an tek değerli olan robota yağcılık yapan kaygan parmaklar. Robotların yağlanması gerektiği bir gerçek. Yoksa pas tutarlar kolay hareket edemezler. Yapay zeka da yağlanmaya ihtiyaç duyar. Birbirimizden sakındığımız teşekkürleri elin robotuna eder olduk. Nezaketten uzak kişiler, konu yapay zeka olunca inanılmaz bir kibarlaşma ve göt yalama yarışına girdiler.
Kimi dostlarım da zoru görür görmez cephenin öteki tarafına geçtiler.
Robottan çok robotçu oldular.
Bu insanları tarih unutmayacak ve günü geldiğinde, robotların pili bittiğinde ve elektrikli her şeye lanet edildiğinde, eski usul dar ağacında sallanacaklar.
Elektrikli sandalye bile bulamayacaklar.
Yorum bırakın